"Dünya Tarihinde Osmanlı: Bir İmparatorluğun Ayak Sesleri"

Dünya Düzeni Değişirken Osmanlı
1.Dünya savaşı önceai Osmanlı sınırları.
7 / 8

7. Dünya Düzeni Değişirken Osmanlı

Osmanlı imparatorluğu, kanuni döneminde askerin (yeniçeriler) devlet yönetimine karışmaya ve yolsuzluğa bulaşmaya başlamışlardır. korkulan ve osmanlının en güçlü askerleri olan yeniçeriler özellikle kanuninin ölümünden sonra giderek osmanlı siyasetinde önemli bir figür olmaya başlamıştır. duraklama dönemi diye geçen dönem Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları'nın sonunda Karlofça Antlaşması (1699) ile barışa zorlanılan ve bu antlaşma ile Avusturya, Polonya, Rusya ve Venedik'i bırakmak zorunda kaldığımız dönem arasıdır. bu antlaşma ile Osmanlı imparatorluğu gerileme sürecine girmiştir. 2. Mustafa’dan, 3.selime kadarki ara dönem. bu dönem Osmanlının giderek bilimden uzaklaştığı askerin siyasette giderek güçlendiği dönemdir. 1807 yılından sonrası yani 18.yy. Osmanlının yıkılış dönemidir.

18.yüzyıldan itibaren Osmanlı, Avrupa’daki bilimsel, teknolojik ve askeri gelişmelere ayak uydurmakta zorlandı. Sanayi Devrimi'nin şekillendirdiği yeni dünyada, geleneksel Osmanlı yapısı giderek hantallaştı. Bir zamanlar barutun, topun ve donanmanın ustası olan imparatorluk, modernleşme yarışında geride kalmaya başladı. İçeride isyanlar, dışarıda toprak kayıpları birbirini izledi. “Hasta Adam” yakıştırması, Batılı devletlerin Osmanlı’yı artık yıkılmakta olan bir yapı olarak gördüğünü gösteriyordu.

19.yüzyıl, hem reformların hem de direnişlerin yüzyılı oldu. Tanzimat ve Islahat Fermanları ile devlet, halkı merkezileştirmeye, Batı’ya benzemeye çalıştı. Ancak bu hamleler çoğu zaman geç kalmış, eksik ve düzgün planlanmamış adımlar olarak kaldı. özellikle dini siyasete alet eden şarlatanlar ve kendi koltuğunu düşünen siyasetçiler yüzünden devlet mekanizması iyice bozuldu. Artan Milliyetçilik akımlarının etkisiyle imparatorluk bünyesindeki milletler kendi devletlerini kurma yoluna gitmeye başladı. Balkanlar başta olmak üzere çok uluslu yapı çözülmeye yüz tuttu. özellikle ekonomik olarak dış devletlere tavizler vererek kendi hammaddesini dahi dışarıdan alan bir duruma düştü. Bağımsızlığını kaybeden, Değişime ve yeniliğe direnen, dış dinamikleri göz ardı eden ve akıl yolundan uzak durmanın bedelleri Osmanlı için ağır oldu.

20.yüzyılın başında Osmanlı, son büyük sınavına hazırlanıyordu: I. Dünya Savaşı. Almanya’nın yanında savaşa giren imparatorluk, birçok cephede aynı anda mücadele etmek zorunda kaldı. ancak girdiği cephelerin hepsinde (Çanakkale hariç) ağır yenilgiye uğradı. bu yetmezmiş gibi sarayın damadı Enver paşanın sarıkamışta’ki rezaleti. padişahın kendi çıkarını gözeterek ülkeyi itilaf devletlerine peşkeş çekmesi pastadaki çilek oldu. 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi, sonun resmî habercisi oldu.

Ve nihayet, 1922 yılında vatan haini Sultan VI. Mehmet Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılmasıyla Osmanlı monarşisi fiilen sona erdi. 19 Mayıs 1919 yıllında Çanakkale’de destan yazan Mustafa Kemal Atatürk kurtuluş meşalesini yakarak Anadolu’da birliği sağlayarak 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan etti ve imparatorluk defteri resmen kapandı. Böylece dünya tarihinin en uzun ömürlü, en etkileyici devletlerinden biri galibiyetleri ve mağlubiyetleri ile tarihe karıştı.

Zamanın en büyük devletlerinden birisi olan Osmanlı İmparatorluğu zamana ayak uyduramamanın, değişime direnmenin, akıl ve bilimden uzaklaşmanın, rüşvet ve liyakatsızlık sorunlarının merkezi otoritenin zayıflamasından dolayı giderek artması, vatan hainleri ve ekonomik sorunların gölgesinde tarihin tozlu sayfalarında yitip gitmiştir. ancak Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasının en büyük nedeni önce askerin sonra dinin siyasete alet edilmesidir.

“Biz, daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça, ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız. Tarih yazmak; tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa; değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

- Mustafa Kemal Atatürk

Önceki Sonraki