Modernizm ile hesaplaşmak; 20.yüzyılın sanat eleştirisi

Modernizm ile Hesaplaşmak
prudence heward’ın çalışması
7 / 7

7. Modernizm ile Hesaplaşmak

20.yüzyılın başında bir umut ve kırılma çağrısı olarak doğan modernizm, kısa sürede hem sanatta hem düşüncede hem de toplumsal yaşamda paradigmatik bir dönüşüm yarattı. “Yeni” olanın, ilerlemenin, aklın ve bireyselliğin kültürel programı hâline gelen modernizm, bugün hâlâ sanat ve kültür alanındaki tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Ancak yüzyılı aşan bu miras, beraberinde şu soruyu da taşır: Hâlâ modern miyiz? Yoksa çoktan modernizmin ötesinde, postmodern bir çağda mı yaşıyoruz?

Modernizmin sanat ve edebiyata kattığı en temel unsurlar, bireysel deneyimin önceliği, geleneksel biçimlerin reddi ve yeni ifade yollarının aranması olmuştur. Picasso’nun kübizmi, Joyce’un bilinç akışı, Le Corbusier’nin mimarisi ya da Schönberg’in atonal müziği, yalnızca bir estetik yenilik değil, aynı zamanda bir varoluş tavrıydı.

Bu yönüyle modernizm, “şimdi ve burada” olanın sanatını yapma iddiasıyla her döneme meydan okuyabilecek bir dinamizm taşımıştır.

Modernizm, tarihsel olarak 19. ve 20. yüzyıllara ait olsa da, etkileri ve soruları bugün de yaşamaya devam etmektedir. Her yeni sanat eseri, her yeni düşünce ve her toplumsal kriz, modernizmin bir mirasıyla yeniden yüzleşmemize neden olur.

Dolayısıyla modernizmle hesaplaşmak, geçmişle değil, bugünün kendisiyle hesaplaşmaktır. Belki de tam bu nedenle, modernizmin bize bıraktığı en büyük ders şudur: Sanat ve düşünce, asla tamamlanmış değildir. Modern olmak, özünde her daim yeniden sorgulamaktır.

Önceki