Vatana İhanet!!!
Merhaba sevgili okurlar, dün Anafartalar zaferinin 111.yılı idi. Gönül isterdi ki Anafartalar zaferinden bahsedelim uzun uzadıya Kurtuluş savaşını, 30 Ağustosa kadar giden süreci anlatalım. Ama malesef bunun yerine yeni sevr yasasını konuşmak zorundayız. Öncelikle anlaşılması için şunu adam akıllı belirtmek istiyorum. Bu ülkenin hiçbir zaman bir kürt sorunu olmadı, inatla ve şevk ile buna kürt sorunu diyenler bu ülkeye ihanet ediyorlardır. Bu bir etnik sorun değildi, hiçbir zaman da olmadı. Bu ülkenin sorunu kırk yılı aşkın süredir devam eden terördür. Bunu iyice bir anlayalım. Öcalan gibi bir soysuz çocuk katiline bel bağlayıpta umut hakkından söz edenler özellikle siz iyi okuyun bu yazıyı.
Ancak dün aynı zamanda hain vahdettin'in emri ile Osmanlı heyetinin sevr antlaşmasını imzaladığı gündü. Ne garip dimi nedense hükümet bilerek seçmiyor ama sözde açılım senaryolarıda hep böyle tarihlere denk geliyor. Emperyalist güçler tarafından dayatılan Sevr antlaşmasında şu maddeler vardı ki azınlık hakları ve kürtler ile ilgili aynen şu;
Kürt bölgesi - (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek;
Azınlık hakları - (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
Elbette sadece bu maddeler değildi daha böyle bir sürü elimizi kolumuzu bağlayan madde vardı. Ermeniler, kapitülasyonlar, askeri konular en önemlilerinden birisi sınırlar ve dahası. Ancak bu maddeler yeter şu anki durumu anlamak için bize. Bildiğiniz üzere sevr antlaşmasına göre Türkler Ankara ve çevresinde küçük bir alana hapis ediliyor ve Ege Yunanlılara, Akdeniz italyanlara, Osmanlının başkenti olan İstanbul ingilizlere; ama padişah ve ailesi güvence altında koltukta kalmaya devam edecek elbet, doğu ve güneydoğuda ise bir ermeni ve bir kürt devleti kurulacak idi.
********************************************************************************
Mavi gözlü dev adam Atatürk buna izin vermedi. Kurtuluş savaşı ile Lozan antlaşması imzalandı ve sevr antlaşması bir daha asla açılmamak üzere tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. Daha doğrusu gömülmüştü. Emperyalist devletler haliyle buna çok kızdı. Mustafa Kemal Atatürk 10 kasım 1938 senesinde hayatını kaybetti. Haliyle dış ilişkilerde artık değişecek idi. İkinci dünya savaşı sona erdikten bir süre sonra BOP planı şekillenmeye ve yavaş yavaş uygulanmaya başladı. Bu planın amacı aslında emperyalist devletlere yeni sömürgeler elde etmekti. E tabi bunun için ortadoğulu Araplar ve Atatürk tarafından işgali engellenen anadolu ve Türklerden daha elverişli nere vardı. Ancak şunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Her ne olursa olsun hatalar yapılsa bile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümet ya da Cumhurbaşkanı dış siyasette Atatürk ilke ve inkılaplarından vazgeçmemiştir. 2002 yılına kadar. AKP hükümet oldu ve bir anda ülkenin dümeni ortadoğuya kırıldı. Bir anda her yerde terör sorunu konuşulmak yerine kürt sorunu dile getirilmeye başladı.
Ve pat! açılım senaryoları havalarda uçuştu. Barzani falan ağırlandı diyarbakırda, hatta konvoy falan yapıldı. Bizzat hükümetin kurdurduğu çadırlarda konakladı. Gerçi ilk bunu ANAP ile Özal yapmıştı. Ancak bu sefer fark vardı. Benzer düşünceler olsada zihniyet farklı idi. AKP'nin gerçekte terör olan dışardan destek bulan kürt sorunundan anladığı demokratikleşme, barış veya etnik bir sorun değildi. Yani uzun zamandır bu tarz mücadele verenler ile empati kurma durumu yoktu. Asıl amaç Kürt asıllı vatandaşların oyunu alarak iktidarını sağlamlaştırmak ve din'di. Din dediysem lütfen yanlış anlamayın. AKP nin dinden anladığı kuranı okumak ve anlamaktan öte imam hatipler açmak, kuran kurslarının devlet denetiminden çıkartılarak vakıf ve dernekler aracılığı ile güya baskıdan uzak tutmak ve gelecek hayatlarından herhangi bir engele takılmadan üniversitelere girmeleri ve en önemli nokta bir müslüman olarak mezhepi evet! gerçekten öyle çünkü her müslüman Erdoğan ve AKP'nin gözünde aynı değiller. Yani olayın bir kültür, yaşam biçimi, dille falan hiçbir alakası yok. Amaç kendi kurdukları düzenin ve iktidarlıklarının devam etmesi. Elbette ki bu sözde kürt sorunu siyaseti ile duygusal olarak halk gözünde yüceldi. Hatırlarsınız çoğunuz şehit cenazelerinde ki şovları.
Haliyle yandaşlar, televizyon kanallarında ve gazetelerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve Atatürk ilke ve İnkılaplarını tartışmaya açtı. Bu kimseler bu anlamsız tartışmalarında sürekli olarak Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına kin kustular adeta; kendilerince geçmiş ile hesaplaştılar. Aslında ne kadar ironik değilmi? Bu kimseler Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde o koltuklara oturabildiler. Neyse burada uzun uzadıya özet geçmeyeceğim zaten devam kitabımda daha detaylı bir şekilde bunlara değindim. Bu bitmek bilmez ve sürekli gündeme gelen açılım senaryoları dün meclisten geçirilen çerçeve yasa ile bir son buldu.
********************************************************************************
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkesi, Anayasası ve Atatürk ilke ve inkılapları yok sayıldı, çiğnendi. Üstelik millete dahi danışılmadı. Anayasamız gayet eşitlikçi ve demokratik bir anayasa zaten bunu ilk üç madde ile güvence altına almış kurucu liderler. Diğer maddelerde bunların destekçisi. Avrupa kıtasında bulunan çoğu Devlet laik'tir ancak hiçbirinin anayasasında laiklik terimi güvenceye alınmamıştır. Zaten halihazırda Anayasamızda bulunan Laik Demokratik Cumhuriyet terimi ile bu ülkede yaşayan her bir ferdin inancı, etnik kökeni, cinsiyeti, giyimi kuşamı, yaşam biçimi güvence altına alınmıştır. Devletin gözünde herkes eşit muamele görmek zorundadır. Eğer bu böyle değilse sorun devlette değil devleti yönetenlerdedir. Bizleri ayrıştırarak bölenler, kendi çıkarları için etnik veya topografik sorunlar çıkartanlar, kuklacılık oynayanlar Anayasayı ihlal etmektedir. Ve Anayasa Mahkemesinin görevi bütün bu kurum, kuruluş ve makamları kontrol etmektir - zorundadır. Hiçbir makam Anayasa mahkemesinden üstün değildir. bu kararı verenlerde Anayasa maddelerine bağlı kalarak karar vermelidir.
********************************************************************************
Ayrıca şunu bilin ki dünyanın hiçbir yerinde bir terör örgütü bu kadar uzun süre ayakta kalamaz, eğer destek almıyorsa. Sevr antlaşmasındaki harita herşeyi göz önüne seriyor zaten.
********************************************************************************
Bu ülkedeki sol siyasete ve yasaya "evet" oyu veren yeni parti milletvekillerine, sayın özgür özel'e bir çift sözüm var. bazı sol partiler bu sözde etnik yalana kanarak destek vermeyi demokrasi ve yurttaşlık görevleri için gerekli görüyorlar. Bu ülkede kendisine solcuyum diyen kimse PKK'yı ya da herhangi bir terör örgütünü kabul edip masada oturalım konuşalım diyemez. Bunu diyenler Atatürk karşıtı, sol görünümlü Envercilerdir.
Sayın Özgür Özel'i ve yeni kurulan Yeni partiyi destekliyordum. Elbette ki eleştirilerim vardı ancak buna rağmen desteğimi esirgemedim. Yeni bir parti kurulması içime sinmese de siyasi konjüktürün getirisi olarak kabullendim. Yanlış anlaşılmasın particilik asla yapmam yapana da kızarım particiliği bırakın siyasetçiler yapsın, ancak CHP bu ülkenin tarihinde yer alan kuruluş felsefesini taşıyan sembol bir partiydi. Atatürk'ün en büyük iki eserimden biri dediği partiydi. Durumun içime sinmemesinin sebebi buydu başka birşey değil, ama göz göre göre de yanlışa doğru diyemem. Nasıl olsa koltuk sayısı fazlaydı "evet" veya "hayır" dememiz birşey ifade etmiyordu diye düşünebilirsiniz, ancak olay yasanın geçmesi yada geçmemesi değildi. Bir duruş sergilemekti. Sayın Özel siz ben dahil birçok kişiye umut olmuştunuz ancak görüyorum ki tam bir hayal kırıklığıymışsınız. Eğer AKP nin bugüne kadar oy almak için yaptığı kürt açılımı taktiğini bende yaparım yerimi garantilerim diye düşünüyorsanız çok büyük bir yanılgı içerisindesinizdir. Bu ülkenin kurucu felsefesine ihanet edenler elbet bunun cezasını çekerler. Buradan butlancı kayyum Kılıçdaroğluna'da sesleniyorum ya o koltuğu bırakın ya da lütfen altı oku taşımaktan ve Atatürk'ün adını kirletmekten vazgeçin.
Sevr modelli yasa teklifine "HAYIR!" diyen tüm parti genel başkanlarını ve milletvekillerimizi sergiledikleri tavır ve duruşundan dolayı tebrik ediyorum.
Artık bu sabah gerçekten yeni bir Türkiye'ye uyandık hakkımızda hayırlısı...

