Deadman

Editörden
1 / 14

1. Editörden

Sevgili okurlar, Güreşin Efsaneleri dergimizin bu sayısında, ringlerin en karanlık, en gizemli ve en unutulmaz figürlerinden birine, The Undertaker’a saygı duruşunda bulunuyoruz.

1990 Survivor Series’te siyah pelerini, fötr şapkası, kasvetli bakışları ve ölüm sessizliğini andıran varlığıyla sahneye çıktığında güreş dünyası artık eskisi gibi olmayacaktı. Çünkü The Undertaker, yalnızca bir güreşçi değil; adeta yaşayan bir mit, güreşin kendi içinde yarattığı bir efsane, gölgesini tam otuz yıl boyunca ringlerin üzerinde hissettiren bir figürdü.

Undertaker, farklı kuşakların ortak hafızasında yer eden bir karakterdir. Kimileri onu, 90’ların “Deadman” dönemiyle hatırlarken, kimileri motosikletiyle ringlere gelen “American Badass” olarak anımsar. Kimi izleyiciler için o, WrestleMania’da yenilmezlik serisinin sahibi; kimileri için ise Hell in a Cell’de Mick Foley’i kafesin tepesinden aşağı gönderen yada Micheals’ın kariyerini bitiren adamdır.

Onun hikâyesi, sadece rakiplerine karşı verdiği mücadelelerle değil, güreş sanatına kattığı dramatik anlatımla da yazılır. Undertaker, profesyonel güreşi sporun ötesine taşıyan, bir tiyatro sahnesi haline getiren en büyük simgelerden biridir.

Bu sayımızda onun kariyerine, efsanevi maçlarına, değişen karakter evrimlerine ve unutulmaz anlarına sizlerle birlikte yolculuk yapacağız. Çünkü The Undertaker’ı anlamak, profesyonel güreşin son otuz yılını anlamakla eşdeğerdir.

Ringde çalan o tek gong sesi, milyonların aklına ve kalbine kazındı. Ve o ses, güreş tarihinin asla unutamayacağı bir yankı olarak yaşamaya devam ediyor.

Keyifli okumalar dilerim...

Sonraki