Modernizm ile hesaplaşmak; 20.yüzyılın sanat eleştirisi
1. Modernizm ve Modernizm ile Hesaplaşmak
“Modern olmak, kendimizi sürekli bir yenilik arayışında bulmak; ama aynı zamanda bu yeniliğin yarattığı enkazın gölgesinde yaşamaktır.”
Modernizm, ilerleme, akıl, özgürlük ve bireysellik vaatleriyle doğmuş; fakat çoğu zaman bu vaatlerin gerisinde yıkım, yabancılaşma ve köksüzlük tecrübeleri bırakmıştır. Bir yandan insanı geleneklerin zincirinden kurtararak yepyeni ufuklar açmış, öte yandan onu kendi yalnızlığına ve kendi icat ettiği teknolojilerin soğuk yüzüne mahkûm etmiştir.
Bu nedenle modernizmin tarihi, yalnızca bir yükselişin değil; aynı zamanda kendi içinden türeyen hesaplaşmaların, kırılmaların ve eleştirilerin de tarihidir.
Sanatta modernizm, geleneğin kalıplarına karşı bir isyanla doğmuştur. Empresyonizm’in ışığı, Kübizm’in parçalı bakışı, Dada’nın anarşisi, Bauhaus’un rasyonel tasarımları... Hepsi modernizmin farklı yüzleridir. Fakat her birinde, aynı zamanda modernizmin kendi kendisiyle hesaplaşması da gizlidir. Picasso’nun Guernica’sında savaşın dehşeti, James Joyce’un Ulysses’inde bireyin parçalı bilinci… Bunların hepsi modernizmin hem kendini ilan ettiği hem de kendi sınırlarını teşhir ettiği örneklerdir.
Bu sayımızda sizleri, modernizmin vaatleri ve çıkmazları arasında bir yolculuğa davet ediyoruz. Tarih, edebiyat, sanat, felsefe ve psikoloji pencerelerinden bakarak, modernizmin bize kazandırdıklarını ve bizden aldıklarını birlikte tartışacağız. Çünkü modernizm, ne yalnızca bir dönemdir, ne de yalnızca bir estetik. O, hâlâ içinden geçtiğimiz bir varoluşsal sorudur.

