Aklın Sınırında SANAT!
2. Delilik Tam Olarak Nedir?
Foucoalt, Nietzsche, Carl Jung ve Sigmund Freud gibi psikologlar “deli” kavramını kendilerine göre yorumlamışlardır. Örneğin; Foucault’ya göre delilik, doğal bir durum yerine toplumun kendi düzenini koruyabilmek için belirli davranışları “akıl dışı” olarak nitelendirdiği, bu yüzden üretilen bir kavramdır. Yani Foucalt’ın görüşüne göre Delilik, çoğu zaman hastalıktan önce bir ayrıştırma biçimidir. bu bakış açısına göreyse “deli” gerçeklik kavramını yitirmiş bir birey yerine toplumla uyum kuramayan biridir.
Nietzsche ve Sigmund Freud’un tespitleri ise birbirine daha yakındır. Nietzsche, insan zihnini sınırlayan şeyin aşırı düzen olduğunu savunur. Buna göre yaratıcı güç, çoğu zaman bu düzenin dışına taşan bilinçte ortaya çıkar.
Freud’a göreyse insan zihni, yalnızca bilinçten ibaret değildir. Bastırılmış arzular, korkular ve travmalar bilinçdışında varlığını sürdürür. Ve bu bastırılan duygular, zaman zaman kontrolsüz biçimde yüzeye çıkar.
Friedrich Nietzsche: "İçinde kaos taşımayan biri, dans eden bir yıldız doğuramaz.”
Sigmund Freud: “Zihin, susturulanı tamamen unutmaz, sadece erteler.”
Carl Jung ise farklı bir görüş ortaya koyar. insanın kendi içinde kabul etmediği bir yön olduğunu ve bu yönümüzün bizi birebir taklit eden gölge olduğunu savunur. Bu gölge, bastırılan, reddedilen ya da fark edilmeyen yönleri içerir. İşte yaratıcılık, çoğu zaman bu gölgeyle kurulan ilişkiyle ortaya çıkar. Yani Jung’a göre delilik kendimizi kabullendiğimiz ve gölgemizle birleştiğimiz zaman ortaya çıkan bir kavramdır. Aslında kavram kelimesi pek uygun olmaya bilir çünkü delilik Bazen bir bakışta, bir renkte veya bir çizgide görünebilir.
Carl Jung
"İnsan, yalnızca aydınlık tarafıyla değil
karanlığıyla da bir bütündür."

