Modernizm ile hesaplaşmak; 20.yüzyılın sanat eleştirisi
4. Avangarddan Postmodernizme
Modernizm, 19. ve 20. yüzyılların hâkim estetik ve kültürel paradigması olarak, ilerleme, akılcılık ve düzen ideallerini sanat ve edebiyata taşımıştır. Ancak modernizm, kendi içinden yükselen güçlü itirazlarla da şekillenmiştir. Avangard hareketler; Fütürizm, Dadaizm, Sürrealizm, modernizmin hem en radikal uzantıları hem de en sert eleştirmenleri olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Bu hareketler, modernizmin katı formlarına karşı “isyankâr çocuklar” gibi davranarak, postmodern estetik anlayışların da yolunu açmışlardır.
Fütürizm: Hızın ve Makinenin Estetiği
1909’da Filippo Tommaso Marinetti’nin yayımladığı Fütürist Manifesto, modern sanatın ilk radikal kırılma noktalarından biridir. Fütürizm, modern çağın dinamizmini ve teknolojik yeniliklerini yücelterek geçmişi reddetmiş, sanatın “geleceğe koşması” gerektiğini savunmuştur.
Modernizmin hâlâ taşıdığı “klasik” düzen ve form anlayışını yıkmayı hedeflemiştir. Geçmişe, müzelere, hatta akademik bilgiye karşı duyulan nefret, bu akımın ayırt edici özelliğidir.
Fütürizm, modernizmin içinden doğan bir “aşırı modernlik”tir; ilerleme ideali, burada neredeyse fanatik bir dinamizm hâline gelmiştir.
Dadaizm: Anlamsızlığın İsyanı
I. Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım, modern uygarlığın ilerleme vaadini sorgulanır hâle getirdi. Bu ortamda doğan Dada hareketi, sanatın ve modern kültürün tüm ciddiyetine, rasyonelliğine ve düzen arayışına bir karşı çıkış olarak gelişti.
Modernizmin ilerleme, uyum ve estetik düzen ideallerine karşı “anlamsızlığı” yücelten bir karşı-ideoloji üretmiştir. Dada, modernizmin rasyonalist yüzünü reddederek, sanatın da bir “yıkım eylemi” olabileceğini göstermiştir.

