Modernizm ile hesaplaşmak; 20.yüzyılın sanat eleştirisi

Sürrealizm: Bilincin ve Rüyanın Estetiği
Salvador Dali (Arp ile Meditasyon 1934)
5 / 7

5. Sürrealizm: Bilincin ve Rüyanın Estetiği

1920’lerde André Breton’un manifestolarıyla şekillenen Sürrealizm, modern bilincin sınırlarını zorlayan bir başka avangard hareketti. Freud’un psikanalitik kuramından beslenen Sürrealizm, rüyaların, bilinçdışının ve otomatik yazının sanatın malzemesi olabileceğini savundu.

Modernizmin akılcı, düzenleyici yönüne karşı, irrasyonel olanın, bilinçdışının ve düş gücünün özgürlüğünü öne çıkardı. Sürrealizm, modernizmin bireyi özgürleştirme vaadini, akıl yerine bilinçdışı aracılığıyla gerçekleştirmek istedi.

Postmodernizm

Bu avangard hareketler, modernizmin temellerini eleştirirken aynı zamanda ondan beslenmiştir. Fütürizm, Dada ve Sürrealizm, modernizmin “çocukları”dır; ancak bu çocuklar, ebeveynlerine itaatsizlik ederek sanatta yepyeni ufuklar açmışlardır.

20.yüzyılın ikinci yarısında postmodernizm sahneye çıktığında, bu avangard hareketlerin mirası hazırdı. Tek merkezli anlatıların reddi, anlamın çoğulluğu, yüksek kültür ile popüler kültür arasındaki sınırların kaldırılması

Postmodernizm, avangardın açtığı bu “isyankâr” damar sayesinde modernizmin kesinliklerine karşı ironiyi, çoğulculuğu ve parçalanmışlığı ön plana koymuştur.

Avangard hareketler, modernizmin en radikal eleştirisini içeriden gerçekleştirmiştir. Onlar, hem modernizmin sınırlarını zorlamış hem de kendi reddettikleri zeminin üzerinde yükselmişlerdir. Fütürizm’in aşırı dinamizmi, Dada’nın anlamsızlığı ve Sürrealizm’in rüyaları, modernizmin katı kalıplarına bir isyan olarak okunmalıdır.

Bu hareketler, yalnızca sanat tarihinin “ara durakları” değil; modernizmin kendi içinden doğan krizlerin, çelişkilerin ve hesaplaşmaların canlı tanıklarıdır. Bugün postmodern kültürün çoğul ve parçalı yapısını anlamak, bu “isyankâr çocukların” mirasını kavramadan mümkün değildir.

Önceki Sonraki