Bağımsızlığın Yol Haritası 30 Ağustos
2. Mustafa Kemal Paşa’nın Stratejisi
30 Ağustos Zaferi, yalnızca bir askeri üstünlük değil; aynı zamanda büyük bir strateji dehasının eseriydi. Mustafa Kemal Paşa, savaş meydanında yalnızca silahların gücüne değil, aklın, sabrın ve zamanlamanın gücüne de inanıyordu. Onun en ünlü sözlerinden biri olan “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” ifadesi, hem Milli Mücadele’nin ruhunu hem de uygulanan stratejiyi özetler niteliktedir.
1919’dan itibaren Anadolu’da başlayan direniş hareketi, düzenli orduya geçişle birlikte planlı bir savaşa dönüştü. Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Meydan Muharebesi’nde savunma stratejisini uygulamış, düşmanı Anadolu içlerinde yıpratarak geri püskürtmüştü. Ancak sıra, kesin sonuç verecek bir taarruza gelmişti. Bu noktada Paşa’nın en büyük başarısı, ordunun moralini yüksek tutarken, hazırlıkları titizlikle yürütmesiydi.
Büyük Taarruz, tam anlamıyla bir sürpriz harekât niteliği taşıyordu. Mustafa Kemal Paşa, düşmanı yanıltmak için uzun süre sessiz kalmış, ordunun hazırlandığını gizlemişti. 26 Ağustos 1922 sabahı başlayan taarruzda Türk ordusu, Afyon cephesinde ani bir saldırıyla Yunan hatlarını yardı. Paşa’nın planı, düşmanı merkezden kırarak geri çekilme yollarını kapatmaktı. Bu plan, 30 Ağustos’ta (Başkomutanlık) Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kesin sonuç verdi.
Mustafa Kemal Paşa’nın askeri stratejisinde dikkat çeken bir diğer unsur, askerle kurduğu derin bağdı. Emri altındaki askerlere asla tepeden bakmıyor ve Emir verdiği her askere yalnızca bir görev yüklemiyor, aynı zamanda onlara bağımsızlık mücadelesinin anlamını da anlatıyordu. Böylece asker, yalnızca bir komutanın emrini değil, milletinin iradesini yerine getirdiğinin bilincindeydi.
30 Ağustos, bu askeri ve manevi stratejinin birleşiminden doğan bir zaferdir. Mustafa Kemal Paşa’nın liderliği, yalnızca bir savaşı değil, bir milletin kaderini değiştirmiştir. Onun bu askeri dehası ve stratejisi, tarihte ders kitaplarına girecek kadar büyük bir askeri plan olmanın ötesinde, milletin azmini bir orduya dönüştürmenin eşsiz örneğidir.

