Bir Milletin uyanışı
3. İzmir’in işgali (15 Mayıs 1919)
Yunanlılar, İzmir ve çevresinde uzun süreden beri propaganda faaliyetlerine girmişlerdi. 15 Mayıs 1919 sabahı Yunan ordusuna ait çıkarma birlikleri İngiliz ve Fransız donanmasının korumasında İzmir Körfezi’ne girdi. Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan’ın İzmir ve çevresini Anadolu’nun “gerçek sahibi” olarak talep ettiği kabul edilmişti; işgal, İtalya’nın Anadolu’daki kazançlarını dengelemek amacıyla onaylanmıştı. Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesi uyarınca 14 Mayıs 1919’da sabah saatlerinden itibaren İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan harp gemileri İzmir körfezindeki tahkimatları ele geçirdi. Böylelikle İzmir, Mütareke şartlarına aykırı olarak aldatmaca sonucu işgal edilmiştir.
Yerel Halkın İlk Tepkileri ve Direniş
İzmirde’ki Türkler, başlangıçta işgalin geçici bir İngiliz-İtilaf çıkarması olabileceğini düşünmüş, Yunan ordusunun kalıcı işgal getireceğini beklememişti . Ancak sabahın ilerleyen saatlerinde şehirde organize silahlı gruplar ortaya çıktı. Bazı milliyetçi gruplar askeri depolara saldırarak silah temin etti ve eski Birinci Kordon boyunca Pasaport iskelesine doğru yürüyüşe geçti. Bu göstericiler arasında ünlü gazeteci Hasan Tahsin de ön saflarda yer aldı. Yaklaşık saat 10:30’da Yunan bandosu eşliğinde başlayan Yunan askerlerinin yürüyüşüne kısa bir süre sonra ateş açıldı. Birbirini izleyen silah sesleriyle karışan kargaşada Türk halkı panikle ara sokaklara kaçmaya çalıştı. Balkanlar’dan gelen bazı Rum kışkırtıcıları Tüfek namlularını Türk gençlerine çevirmiş, Yunan askerleri de canice ateş açarak kalabalığı dağıtmıştı. Olay yerinde çok sayıda Türk öldü veya yaralandı; bazıları korkudan denize atladı, sivil Türkler toplanıp dipçik ve süngü darbeleri altında gemilere götürüldüler. işgale boyun eğen ali nadir paşa dahi yerde sürüklenip tekmelendi. Aralarında Albay Süleyman Fethi beyinde bulunduğu bazı Türk subayları, “Zito venizelos” diye bağırmadıkları için şehit edildiler. ilk gün sadece izmirde 400 Türk, çevre kasaba ve köylerde 5000 den fazla Türk öldürüldü.
Hasan Tahsin'in Direnişi ve Vurularak Şehit Oluşu
Osman Nevres (lakabı Hasan Tahsin), 1918’den beri İzmir’de Hukuk-u Beşer gazetesini çıkaran Teşkilat-ı Mahsusa eski mensubu bir gazeteciydi. Pasaport iskelesine yürüyen grupta ön sırada yer alan Tahsin, Türk milli direnişinin sembol isimlerindendi. Çatışma sırasında Tahsin’in kendi tabancasıyla Yunan askerlerine ateş açtığı; resmi kayıtlara göre bu çatışmada bir Yunan subayının öldüğü belirtilmiştir. Kısa süre sonra çıkan çatışmada Hasan Tahsin de Yunan birliklerinin saldırısında yaralandı ve çatışma alanında şehit oldu. Tahsin’in bu eylemi, İzmir direnişinin fitilini ateşleyen sembolik bir hareket olarak uzun yıllar anıldı.
İzmir'in işgaline tepkiler
İzmir Valisi İzzet Bey, İngilizlerin uyarısıyla bildiği işgal kararını İstanbul’a iletmiş, raporunda ilk kurşunu Yunan askerlerinin ateşlediğini belirtmişti. Ülke genelinde halk harekete geçip protesto gösterileri düzenledi; vilayet yönetimleri, belediyeler, cemiyetler işgale karşı binlerce telgraf çekti. Bu telgrafların çoğunluğu Sadrazam Ferit Paşa’ya ve Sultan Vahdettin’e, ayrıca Hariciye Nezareti’ne iletilmişti. Gönderilen 550’ye yakın protesto telgrafı “sadaret makâmı”na, 49’u padişaha, 27’si İtilaf temsilcilerine idi. Genel eğilim, hükümetten derhal harekete geçmesini beklemekti. Basın da işgale tepki gösterdi; İstanbul gazeteleri, birinci yıl dönümünde çıkan sayılarında Hasan Tahsin ile Süleyman Fethi’yi “İzmir’i savunan ilk müdafaa şehitleri” arasında zikretti. Sonuçta Osmanlı yönetimi işgali kınayan resmi protestolar yaparken halka sakin olmaları için direktif veriyordu, Anadolu ve İstanbul basını da anma yazılarıyla İzmir’in işgalini sürekli gündemde tutmuştur. İzmir’in işgali Ülke genelinde büyük tepki ile karşılanmıştır.
ttk.gov.tr/atamdergi.gov.tr/dergipark.org.tr

